Şafii’de yemin ve nezir (adak)
Yemin; olması da olmaması da muhtemel olan bir şeyin, olmasını veya olmamasını pekiştirmek için, Allahü tealanın isim veya sıfatlarından birini söyleyerek and içmektir.
Yemin eden kimsenin; akıllı ve baliğ olması, yemin etmeye zorlanmamış olması ve yemin ederken yemin etmeyi kast etmiş olması ve Allahü tealanın zatına, isimlerinden veya sıfatlarından birine yemin etmesi gerekir.
Buna göre; çocuğun, uyku veya hastalık sebebiyle şuurunu kaybetmiş kimsenin yemini sahih değildir. Yemin etmeye zorlanmış olan kimsenin ve yemin etmeyi kastetmeden ağzından yemin lafzı çıkan kimsenin yemini sahih değildir. Yine Allahü tealanın zatı, isimleri ve sıfatlarının haricindeki bir şeye yapılan yemin de geçerli değildir. Geçerli olmayan yeminlerden hiçbiri için kefaret vermek gerekmez.
Bir kimse, yemin etmeği kast etmediği halde, ağzından yemin kaçırırsa, yemini sahih olmadığı gibi bundan sorumlu da değildir. Buna “lagiv yemin” (geçersiz yemin) denir.
Geçmiş şeyler için yemin edildiği gibi, gelecek şeyler için de yemin edilebilir. Bir kimse geçmiş bir şey için yemin eder ve o hususta doğru olursa, bir şey gerekmez. Fakat yalan söylerse günahkar olmakla beraber kefaret de vermesi gerekir. Bu yemine “yemin-i gamus” denir. Sahibini cehenneme batırdığı için, “yemin-i gamus” denilmiştir.
Müstakbeldeki bir şey için; mesela bir şey yemek ve bir elbise giymek gibi mubah bir şey için yemin eden kimsenin; Allahü tealanın ismine tazim için yeminini bozmaması sünnettir.
Mekruh bir şey yapmak veya bir sünneti terk etmek için yemin etmiş ise, bu yemini bozması sünnettir. Bozarsa kefaret vermesi de lazım gelir. Bir sünneti işlemek veya bir mekruhu terk etmek için yemin etmişse, yeminini bozması mekruhtur.
Bir günah işlemek veya bir farzı terk etmek için yemin etmişse, yemin etmekle günahkar olur. Aynı zamanda yeminini bozup kefaret vermesi de gerekir.
Allahü tealanın; zatı, isim ve sıfatlarından başka bir şeye yemin etmek mekruhtur. Binaenaleyh; Peygamber, Kabe ve velilere yapılan yemin, sahih değildir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Yemin etmek isteyen kimse, Allah’a yemin etsin.”
Yemin kefareti Kefaret, günahı silme özelliği olan bir işi yapmaktır.Yeminini bozan kimsenin, kefaret vermesi gerekir.
Yemin kefareti şu üç şeyden biridir: a) Bir köle azat etmek. b) Fıtra olabilecek yiyecekten; her miskine birer müd (avuç) olmak üzere, on miskine yiyecek vermek. c) Gömlek, sarık ve mendil gibi elbise sayılabilecek bir-şey ile onları giyindirmek. Yani her birisine mesela birer gömlek veya mendil vs. vermek.
Kişi muhayyerdir, bunlardan hangisini isterse, onu yapar. Gücü yetmediği için, bunlardan hiçbirini yapmayan kimse, 3 gün oruç tutar. Bu 3 gün orucu arka arkaya tutmak gerekmez.
Nezir (adak) Nezir yani adak; dinen yapılması lazım olmayan bir ibadeti bir söz ile iltizam etmek yani o işi yapmayı kendine gerekli kılmaktır.
Allahü teala buyuruyor ki: “Nezirlerini (adaklarını) yerine getirsinler.” Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem de şöyle buyuruyor: “Allah’a itaat etmek için nezir yapan kimse, O’na itaat etsin. Allah’a isyan etmek için nezir yapan kimse ise, O’na isyan etmesin.”
Nezrin rükünleri üçtür: 1- Nezir yapan kimse. Bunun şartı; Müslüman, akıllı, baliğ, muhtar (serbest) olmak ve nezr ettiği şeyde tasarrufu geçerli olmaktır. Dolayısıyla; kafir, deli, çocuk ve zorlanan kimsenin nezri sahih değildir.
2- Nezir edilen şey. Bunun şartı, şer’an herkese farz olmamış bir ibadet olmasıdır. Bu; Kur’an-ı kerimden bir sure okumak, iki rekât namaz kılmak, bir gün oruç tutmak ve sadaka vermek gibi nafile bir şey olabildiği gibi; cenaze namazı kılmak gibi farz-ı kifaye olan bir şey de olabilir.
Binaenaleyh; sabah namazını kılmak gibi farz-ı ayn, içki içmek gibi haram, zarar görmesi muhtemel olduğu takdirde bayram günleri hariç senenin bütün günlerinde oruç tutmak gibi mekruh veya yemek yiyeceğim gibi mubah olan bir şey nezir edilmez. Böyle bir nezrin kefareti de yoktur. Çünkü yapılan nezir sahih değildir.
3- Siga (ifade.) Bunun şartı; iltizamı (gerekliliği) ifade eden bir söz olmasıdır. “Hastam iyileşirse, bir Yasin-i şerif okumak nezrim olsun “ demek gibi. Sadece niyet etmekle nezir olmaz. Ancak niyet edilip de dil ile söylenmeyen nezri de, yerine getirmek çok iyi olur. İltizamı ifade etmeyen bir sözle mesela; “malım sadakadır” veya “şunu yapacağım” gibi sözlerle nezir olmaz.
Ta’lik edilen şey, hasıl olursa yani nezir konusu olan şey meydana gelirse, nezri yerine getirmek gerekir. Ancak öfke anında yapılan “lecac” nezri böyle değildir. Mesela “falanca ile bir daha konuşursam, bir hac yapmak nezrim olsun” diyen kimsenin, şu iki şeyden birini yapması gerekir: a) Yemin kefareti vermek. b) Nezrettiği şeyi yapmak. Bu ikisinden birini yapmak fevri değildir yani hemen yapılması gerekmez, geciktirilebilir.
Nezir yapan kimse; sadece “namaz kılacağım” demişse, en az iki rekât kılması; sadece “oruç tutacağım” demişse, en az bir gün oruç tutması gerekir. Sadece “sadaka vereceğim” demişse, mal denilebilecek herhangi bir şey vermesi gerekir.
Hiçbir şeye bağlamadan nezir yapan, mesela “Allahü tealanın rızası için bir gün oruç tutmak nezrim olsun” diyen kimsenin de, “racih” olan kavle göre nezrini yerine getirmesi gerekir.
bayram,
bayramı,
dini bilgiler,
kılınır,
kurban,
namaz,
namazı,
nasıl,
nasıl abdest alınır
BAYRAM NAMAZI NASIL KILINIR?
Şafii’de bayram namazı
Bayram namazı, mukim, misafir, hür ve köle için müekked sünnettir. Vakti, bayram günü, güneş doğduktan sonra girer ve zeval vaktine kadar devam eder. Güneşin, bir mızrak boyu yükselinceye kadar geciktirilmesi efdaldir. İmamın, namazdan önce ve sonra; nafile namaz kılması mekruhtur. Bayram namazı, sahrada da kılınabilir, fakat camide kılınması efdaldir. Ezan ve ikamet getirilmesi sünnet değildir. Namaza başlanacağı zaman, “Essalatü camiah” (Namaz, bir araya getiricidir) diye seslenilir.
Bayram namazının sünnetleri Hacılar hariç, bayram namazının cemaatle kılınması. Niyet edilip, tekbiret-ül-ihram getirildikten sonra iftitah duası (Veccehtü...) okunur. Sonra 7 tekbir getirilir. Her tekbir getirilişinde, eller omuzların hizasına kadar kaldırılır ve bağlanır.Hem imam hem de cemaat tekbirleri açıktan getirir. Her iki tekbir arasında, “Sübhanallahi vel-hamdü lillahi ve la ilahe illallahü vellahü ekber” (Allah bütün kusurlardan münezzehtir, hamd Allah’a mahsustur, Allah’tan başka ilah yoktur ve Allah en büyüktür) denir.
Fatihadan sonra, sure olarak “Sebbihisme Rabbikel-a’la” okunur. İkinci rekâte kalkıldıktan sonra, önce 5 tekbir getirilir. Birinci rekâtte olduğu gibi tekbirler getirilirken eller kaldırılır ve bağlanır ve her iki tekbir arasında yukarıdaki zikir okunur. Tekbirler ve Fatihadan sonra sure olarak “El-Gaşiye” okunur. İmam, kıraati açıktan okur.
Bayram hutbesi Namazdan sonra iki hutbe okunması sünnettir. Bu hutbelerin rükünleri ve sünnetleri, Cuma hutbelerininki gibidir.
Bayram hutbesinin sünnetleri şöyledir; imam birinci hutbenin başın da 9, ikinci hutbenin başında da 7 tekbir getirir. İmam, Fıtır (Ramazan) bayramının hutbesinde sadaka-i fıtrin hükümlerini, Edha (Kurban) bayramının hutbesinde ise, kurbanın hükümlerini anlatır.
Bayram günü Bayram günü namaza gitmeden önce gusletmelidir. Bunun vakti, gece yarısından başlar. Yapılmazsa namazdan sonra yapılmalıdır. Bayram günlerinde güzel koku sürünmek, namaza uzak yoldan gidip, kısa yoldan dönmek, en güzel elbiseleri giymek, Ramazan bayramı namazına gitmeden önce hurma yemek ve hurma sayısının tek olması. Kurban bayramında ise, bayram namazını kılıncaya kadar hiçbir şey yememek. Kurban bayramında, Arafe günü sabah namazından itibaren bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar farz ve nafile, her namazdan sonra tekbir getirmek. Tekbir şöyledir: “Allahü ekber, Allahü ekber, Allahü ekber la ilahe illallahü vallahü ekber Allahü ekber ve lillahil-hamd.” (Allah en büyüktür, Allah en büyüktür, Allah en büyüktür. Allah’tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür, Allah en büyüktür ve hamd Allah’a mahsustur.)
bayramı,
dini bilgiler,
kesilir,
kesmek,
kurban,
kurban kesmek,
kurban nedir,
nasıl,
sünnet
KURBAN NASIL KESİLİR?
Şafii’de kurban kesmek
Kurban; Kurban bayramı günlerinde, Allahü tealanın rızasını kazanmak niyetiyle kesilen hayvandır. Kurban kesmek, sünnet-i müekkededir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: “Adem oğlu, Nahr günü, kan akıtmaktan, Allahü tealaya daha sevimli bir amel işlememiştir. Şüphe yok ki kurban edilen hayvan kıyamet günü; boynuzları, kılları ve ayakları ile gelir. Onun kanı daha yere düşmeden, Allah onu kabul eder. Binaenaleyh onun için gönlünüzü hoş tutun.” “Ben, kurban kesmekle emrolundum. Sizin için de sünnettir.” “Kurbanlarınızı tazim edin! Çünkü onlar, Sırat üzerinde bineklerinizdir.”
Bir kimse; kurban bayramında kurban kesmeyi adarsa, artık onun kurban kesmesi farz olur, kesmezse günahkar olur.
Kesen kimse; farz olan kurbanın etini yiyemez, bakmakla mükellef olduğu kimselere ve zenginlere yediremez.
Derisi dahil tamamını fakirlere vermesi gerekir. Ne farz ne de sünnet olan kurbanın hiçbir şeyi satılmaz. Fakir kimse, kendisine verilen kurban etini satabilir, fakat zengin satamaz.
Kurbanlık hayvanın şartları Kurban edilecek hayvanda, aranan şartlar şunlardır:
1- Kurban olacak hayvanın; koyun, keçi, sığır, manda ve deve cinsinden olması lazımdır. Başka cins hayvandan kurban olmaz. Koyunun kurban olabilmesi için; en az bir yaşını bitirip ikiye girmiş olması gerekir. Keçi, sığır ve mandanın, en az iki yaşını bitirip üç yaşına girmiş olması gerekir. Devenin ise, en az beş yaşını bitirip altıya girmiş olması gerekir. Koyun ve keçi, ancak bir kişi için kesilebilir. Deve, sığır ve manda ise, yedi kişi için de kesilebilir.
2- Hayvanın; kurban olmasına mani bir kusurunun bulunmaması. Kör, topal, çok zayıf, hasta; kulağı, kuyruğu, memesi veya dili kesik; dişlerinin tamamı veya çoğu dökülmüş olan hayvandan kurban olmaz.
3- Kurbanın; zamanında kesilmesi gerekir. Kurban kesmenin ilk vakti; kurban bayramının birinci günü, güneş doğduktan sonra, iki rekât bayram namazı kılacak ve bayramın iki hutbesini okuyacak kadar zaman geçdikten sonra başlar ve bayramın dördüncü günü, güneşin batışına kadar devam eder. Gece vakti, kurban kesmek mekruhtur.
4- Niyet etmek. Niyet; kurban kesileceği zaman getirilebildiği gibi, daha önce de getirilebilir. Kurbanı keserken: “Allahümma haza minke ve ileyke fetekabbel minni kema tekabbelte min seyyidina Muhammedin nebiyyike ve İbrahime halilike” demek sünnettir. Kurban etini veya derisini satmak caiz değildir. Kesen kimse, adak olmayan kurbanın etinden yiyebilir, ailesine ve hatta zenginlere de verebilir. Sadece bir parçasını çiğ olarak, fakirlere vermek şarttır.
Akika kesmek sünnettir Bebeği olan kimsenin, akika kesmesi sünnet-i müekkededir. Akikayı, doğumun yedinci günü kesmek sünnettir. Çocuğun doğduğu gün, bu yedi güne dahildir.Çocuk ergenlik çağına varıncaya kadar akikası, onun nafakasını vermekle mükellef olan kimse tarafından kesilir. Bu süre içinde kesilmediği takdirde, ergenlik çağından sonra, kendisi kesebilir.Erkek çocuk için iki, kız için bir hayvan kesilir. Güneş doğarken kesmek müstehabdır.
Akikayı keserken şöyle denir: “Bismillahi vallahü ekber Allahümme haza minke ve ileyke Allahümme hazihi akikatü fülan.” Meali: (Allah’ın ismiyle, Allah en büyüktür. Allah’ım! Bu, sendendir ve sanadır [senin rızan için kesiliyor.] Allah’ım! Bu, falancanın akikasıdır.)
Akika kesilince kemikler kırılmadan, eti sıyrılır ve pişirilip dağıtılır. Eti fakirlere göndermek, onları eti yemeğe davet etmekten efdaldir. Sadece sağ ayağı, uyluk’un köküne kadar çiğ olarak ebeye verilir.
Kurban olacak hayvanda aranan şartlar, akika olacak hayvanda da aranır. Ancak akika her zaman kesilebilir. Kurban ise, sadece kurban bayramında kesilir.
Doğumun yedinci günü akika kesildikten sonra, bebeğin saçının tıraş edilmesi, kesilen saçın ağırlığınca altın, bu mümkün değilse gümüş sadaka verilmesi sünnettir. Sonra çocuğa güzel bir isim verilir.
Bebek ilk doğduğu zaman; sağ kulağına ezan, sol kulağına da ikamet okumak ve ağzına hurma sürmek sünnettir. Hurma yoksa, başka bir tatlı sürülür. Doğumdan sonra babayı tebrik etmek de sünnettir.